Zincire Vurulmuş Pometheus

by Erkan K.

Prometheus mitini bilirsiniz. En yalın haliyle Tanrılar tanrısı Zeus, kendisini küçük düşüren Prometheus’a öfkesini insanların elinden ateşi alarak çıkarır. Prometheus insanların koruyucusudur, bu yüzden başına geleceklere aldırmaz ve Olympos dağına çıkarak Zeus uykudayken narteks adlı bitkinin içine sakladığı ateşi Zeus’tan çalar ve yer yüzüne, insanlara ulaştırır. Zeus bunu haber alınca Prometheus’u cezalandırmak için onu kayalara zincirler ve her gün bir kartala ciğerini yedirtir. Bu döngü sonsuza kadar sürecektir. Prometheus asla boyun eğmez. Kendi doğru bildiğinden şaşmaz.

Tanrılardan ateşi çalıp insan oğluna sunan onlara bilgiyi veren ilk isyancı Prometheus’u Promethiade projesinin ikinci oyunu olarak sahneleniyor. Ünlü Yunanlı  yönetmen Theodoros Terzopoulos’un  yönettiği oyunda Yunanistan, Almanya ve Türkiye’den oyuncular oyuna kendi dilleriyle katılıyorlar. Oyunun başrolünde Prometheus’u canlandıran Yetkin Dikinciler var. Yine Türkiye’den Kerem Karaboğa ve Devrim Nas gibi önemli oyuncular koroda rol alıyorlar.

Oyunda tragedyanın asli unsurlarından olan koro kendini Prometheus’un acısıyla özdeş kılar. Yüz üstü, elleri arkadan bağlı yerde yatarlar. Prometheus’un tutsaklığı onları da tutsak kılar. Promete’nin trajedesi onları da içine alır. Kahramanın çektiği acı onların bedenlerinden taşar adeta. 

Oyun yalın bir anlayışla, dekor olarak yalnızca, tüm sahneyi kaplayan gözlüklerden oluşur. Gözlük Prometheus’un bilgeliğinin ifadesidir. Onun aydınlığı ayaklar alındadır. Oyunun bu yalınlığı oyuncunun kendi varlığı ve enerjisiyle sahnede var olmasını sağlar. Oyuncular yönetmen Terzopoulos’un oyunculuk yöntemiyle trajik  acıyı bendesel aksiyonlarla izleyiciye aktarır. Pek çok kişiye ilginç gelen titreme  durumu Terzopoulos’un yönteminin bir sonucudur.

Zincire vurulmuş Prometheus bin yıllar öncesinin bir tragedyasını sahneye getirirken oyunda yer yer günümüze de göndermelerde bulunur. Örneğin Prometheus rolündeki Yetkin Dikinciler’in “Yiğidim aslanım burada yatıyor” şarkısını söyleyerek Nazım Hikmet’in ve onun nazarında aydınların çilesine gönderme yapar. Oyuncuların takım elbiseli olmaları yine günümüz dünya düzenine göndermedir. Yine oyunculardan birinin öne çıkarak Hitler, Mussolini gibi faşist diktatörlerin jestlerini taklit etmesi bir otorite vurgusu olarak dikkat çeker. 

Oyunun Rumeli Hisarı’nda açık havada, Antik Yunan tiyatrosuna benzeyen bir mekanda oynanması da güzeldi. Öte yandan  Tragedyanın anavatanı Yunanistan’dan dünyaca ünlü bir yönetmenden bir tragedya izlemek  ve oyunun, çok kültürlülük çerçevesinde, bir çok dille oynanması başlı başına önemli bir durumdu. 

Şunları da beğenebilirsin

-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00