Hikâye bu ya Tevrat’ın “Yaradılış” bölümünde tanrı, insanların Babil kulesini Tanrı’ya ulaşma kibriyle inşa etmeleri karşısında öfkelenir ve o zamana kadar tek dilde konuşan, anlaşan insanların dillerini karıştırır. Artık bir çok dil vardır ortada ve kimse kimseyi anlamaz olur. Böylece Tanrı’nın öfkesi dillerle birlikte kavimlerin de yaratılmasına sebep olur. Her kavim kendi dilince görecektir dünyayı. Ama insanın kibri tükenmez. Bir zamanlar Tanrı’ya meydan okuyan insan tarihsel yolcuğunda başka kavimleri, insanları yok ederek, sömürerek, onların kültürlerini, dillerini ortadan kaldırarak, adaletsiz bir tarih yaratır. Bu tarih, ötekini/farklılıkları yok ettikçe ur gibi büyüyen kanserli bir insanlık tarihidir bu. Gerçek zenginlik halkların ve dolayısıyla dillerin kardeşliğinden doğacaktır. Bunun için öncelikle farklı dillerin varlığına saygı duymalı ve onun varlığı tanınmalıdır.
“Dil düşüncenin giysisidir, denir; oysa dil düşüncenin tenidir, bedenidir denmeli.” Thomas carlyle
Dil kendi yaşantısı, kişiliği olan bir bireydir. Ancak, özgür bir yaşam sürdüğünde gelişir. Aksi taktir de gün geçtikçe zayıflamaya, içine sızan özgür dillerle iğdiş edilmeye başlar. Bu dilin bireyselliğinin, kişiliğinin öldürülme girişimidir. Dil özgürce kendi bedensel varlığını yaratmak ister. En çok da kültür, sanat, edebiyat, felsefe ile dirimlik kazanır. Olanak verildiğinde onu güzelleştirecek Shakespeare’ini, Hegel’ini, Nazım’ını, Ehmedê Xanî’ sini yaratır. Eğer varlığı kabul edilmiyorsa çığlık atar, kendi meşrebince. Onun çığlığı özünde insanın çığlığı, kendi olma isteminin, var olma arzusunun ifadesidir.
Yok sayılmaya karşı tüm güzel yaratımlarıyla ortaya çıkıp meydan okumalıdır.
“Dil varlığın evidir.” Heidegger
Dil insanın yaratıcısıdır, onu salt bedenden alıp (hayvan oluş) insan biçimine sokar. Her dil kendi kavlince yaratır insanı. Bu yüzden her dilin adamı başka türdendir. İnsan dilin olanakları, çerçevelerince görür ve algılar dünyayı. Bu yüzden Wittgenstein “”Dilimin sınırları düşüncemin sınırlarıdır” der.
“ İnsan bir ülkede yaşamaz, bir dilde yaşar. Ülkemiz, anayurdumuz dildir, başka bir ülke yoktur.” Emile m. Cioran
Dil halkın namusudur. Eğer tecavüze uğramışsa egemenler tarafından, bağlanmışsa, küfür salınmışsa üstüne, o dil tutulur. Dil yarası acıtır canını halkın. Her halk kendi acısını kendi dilinde çeker. Dilli dilince ifade etmek ister. Başka dilde anlatılamaz çünkü ne keder ne neşe. Her halk kendi dilinin coğrafyasında yaşar. Dili kesildiğinde yaşarken ölür.
“ İnsanı gösteren dildir; konuş ki seni görebileyim.” Thomas Jefferson
