Küçük Çiçek

by Erkan K.

Zaman sıkıntıda olan için cıva gibi ağırdır, geçmek bilmez, ağırlığıyla çöker üstüne, unutturmaz kendini. Küçük tomurcuk da dalın derisinin altında böyle huzursuz öfleye pöfleye tüketiyordu anını. İçinde hissettiği fakat daha önce hiç şahit olmadığı doğumun, güneşin ve göğün güzelliğini düşünüyordu. Bu onu mutlu kılan ve kıpırdatan bir duyguydu. Bir an önce dünyaya gelmek, kendini doğaya açıp ona dokunmak istiyor ancak bunun olacağına ilişkin bir işaret göremeyince üzülüyordu.

Küçük tomurcuk, güzelliği ve kokusuyla herkesi büyüleyen bir çiçek olduğu an her şeyden mutlu olacaktı.

“Bir bahar gelse. Ah bir bahar gelse.”

Ağacın teninin altında döl halindeki çiçekler, böyle kendi hallerinde kıpır kıpır yaşarlarken dışarıda yağmur ve rüzgâr vardı. Sonra gün karardı, ay belirdi kendi sarsılmaz yerinde. Ayın utangaç bir hali vardı. Mümkün olduğunca kendini saklamak isterdi. Bunu bazen bulutların ardına gizlenerek bazen de yarısını göstererek kısmen başarıyordu. İmkânı olsa güneşe bırakırdı yerini.

Ardından ayın da istediği gibi güneş tüm parlaklığıyla doğmuş, utangaç ay çekilmişti gözlerden ırak başka bir yere. Mutluydu güneş, alabildiğine ışıyor, ısıtıyordu. Toprak sıcaktan kendine gelmeye başlamıştı. Kış bitmeden bahar gelmiş gibi sıcak bir gün yaşanıyordu. Buna ilk tepkiyi verenler ağaçlar oldu. Gövdelerinde, tenlerinin altında sakladıkları çiçek döllerini bir bir açığa çıkardılar. Dallar ak, kokulu çiçeklerle dolup taştı. Bizim küçük tomurcuk için de bu sürpriz durum bir düğün gibi heyecanlı, mutlu bir zamandı. Güneşin ışıklarını içine çekiyor, “nihayet kavuştum sana ey hayat, sonunda bahar geldi,” diyordu. Sevinci görülmeye değerdi. Ağacın dalına konan ötüşen kuşlara gülümsedi. Kuşlar da onu sevdiler. Küçük çiçek mutluydu her şeyden. “Keşke” diyordu, “bu sonsuza kadar sürse. Dayanamam bitmesine.”

Zaman aktı, bu kez cıva gibi değil, yokuş bulmuş su gibi hızla geçti. Güneş kendini bulutların ardına gizledi. Hava birden bire soğumaya başladı. Sanki bir büyücünün kötücül eli doğaya dokunmuş her şey tersine dönmüştü. Küçük çiçek üşüyordu. Korkuyordu. Akşama doğru sıcaktan hiçbir iz kalmadı. Titreşen dallarda çiçekler ağır ağır donmaya başladılar. Küçük çiçek donan gözyaşlarıyla birlikte dalından koptu. Anlam veremediği bir ölümle mutluluğundan ayrıldı. Yalancı bahar onu alıp götürdü.

 

Erkan K.

Şunları da beğenebilirsin

-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00