“Mektubun üstündeki isim kimin?”
“Böyle birini tanımadığıma yemin ederim. İnan ki bilmiyorum.”
Sesindeki ürperti ve korku, acınası durumdaydı. Hasan oturduğu yerden, kadına hiç bakmadan mırıldanırcasına söylev vermeye başladı.
“Önemli olan yalnızca o ismi tanımıyor oluşun mu? Bence birçok problem var ve sen bunları görmekten acizsin Sevgi.”
Kadın donup kalmıştı, sesi soluğu çıkmıyor, açılmış gözleriyle adamı dinliyordu.
“İsimler önem taşımaz. Sana benim dışımda birilerinin beni es geçerek, tanımayarak bir biçimde ‘söz’ iletmelerinde problem var. Evlilik karşılıklı bir itaat sözleşmesidir, sen bunu ihlal ettin. “
“Ne yaptım ben?” diye bağırdı Sevgi. “Başkalarının ahlaksızlığının suçu bana nasıl ait olabilir?”
“Lütfen susmayı bil, karşındakinin kim olduğunu aklından çıkarma. Ki hele böyle bir durumdayken sana düşen, hakkında verilen hükmü dinlemektir.”
Kadın neredeyse ağlayacaktı ancak gururu buna izin vermiyordu. Başını önüne eğdi. Adam sürdürdü konuşmasını.
“Mektubun kimden geldiğini biliyorum.”
Kadın şaşkınlıkla adama döndü. Tam söze başlayacakken adam işaret parmağını dudaklarına götürüp sus işareti yaptı.
“Onu çok iyi tanıyorum. Uzun zamandır ilişkiniz olduğundan haberim var. Artık saklamanın gereği yok.”
Kadın bir süre öylece hareketsiz kaldı. Ardından ağır ağır, soğukkanlılıkla konuşmaya başladı.
“Peki. Kabul ediyorum. Bir başkasıyla ilişkim var. Onu çok seviyorum. Peki bunu sen nasıl anladın. Ne zamandan beri farkındaydın?”
Adam dilini yutmuştu adeta. Şok geçiriyormuşçasına olduğu yere çakılmış, beti benzi atmıştı. Yaşayan bir ölüye benziyordu. Kadın adamın bu halini görünce endişeyle söylendi.
“Ne oluyor Hasan? Hasta mısın, konuşsana.”
Adam gözlerini kadına çevirdi ve şu son sözlerini söyledi. “Mektubu ben yollamıştım. Sana şaka yapıyordum sadece.”
Kadın “İyi bok yedin,” dedi.
Erkan K.
