Sevgiler

by Erkan K.

“Sevgiler” son sözü bu oldu telefonu kaparken. “Kapatma, en azından soluğunun sesi kalsın bana,” demek istedim. Söyleyemedim. “Peki” dedim. Kapandı telefon. Anlamsız bir peki ile kalakaldım. Saçmalıklarım bitmiyor.

Daha iki gün önce iletişim üzerine bir kitabı bitirmemiş miydim? Ne çabukta unuttum ilişkiyi sıcak tutmanın yollarını. Kuantum yapmalıydım ama heyecandan aklıma gelmiyor ki. En sonunda her şeyi bir yana bırakıp kendi köşeme çekileceğim. İş çıkmıyor benden.

“Kapatma” deseydim, “soluğun bende kalsın” ne değişirdi. Belki de hiç.

Bu kadar unutkan, bu kadar akıllı olup işe yarar hiçbir şey yapamamanın sebebi nedir? Her şeyi biliyorken, eylemlerimin zihnimi ters köşeye yatırıp durmasını neyle açıklamak gerekir? Hayatım kendi elimde değil mi? Eğer hal böyleyse, okyanustaki bir çalı gibiysem neyin planını yapıyorum ki? Sonuç olarak, telefonu kapatmasaydı, sonsuza kadar benle kalsaydı ne değişirdi?

Kendimle konuşup tartışıp yine çıkışsız kalmak, alışmak istemediğim ama her defasında yarattığım bir süreç oldu. Olaya öykü sözcükleriyle başlayıp bir deneme haline getirmek benim beceriksizliğimden kaynaklansa gerek. Kısa bir öykünün sınırlarına bile sahip olamamanın yoksulluğu bu. Yani sonuç olarak ben kim, telefonda ona “lütfen kapatma, senin soluğunla, sesinle sonsuza kadar kalmak istiyorum,” cümlesini kurmak kim.

Doğru düzgün tanımadım, ama sıcakkanlı olduğundan dolayı sevgi dolu sözcükleri ağzından eksik etmeyen birine, sırf bana “sevgiler” dediği için kendi varlığımla neden işkence çektireyim.

Lütfen biri bana anlamlı, mantıklı bir hayat versin. Duygularımın bu ağlamaklı oluşu ve  açlığından dolayı hiç bir çizgiyi takip edemiyorum.  “Of” bu iki harfli kelimeyi yazana kadar içimde bunalımdan binlerce of çıktı. Ara ara duruyorum. O anlarda kafamdan hiçbir şey geçmiyor. Bu boşluğun bilincinde olsam kesin Nirvana’ya mimlerdim kendimi ancak aynı boşluğun aptallarda da mevcut olduğunu ne yazık ki biliyorum. Bilinç üzerine okuduğum kitapların haddi hesabı yokken bir iki bilinç artışı sağlayabilseydim ne güzel olurdu. Giderek okuduklarımı kavramakta bile zorluk çekiyorum.

Yabancı diye Türkçe bir kitap okumuştum. O kitaptaki adam gibiyim. Türkçe konuşup, Türkçe anlaşıp her şeye yabancı kalmanın çilesini en çok ben bilirim. Eğer öyküden denemeye oradan anlatıya falana filana zıplayan bir yazı tavşanı olmasaydım kendi öykümü yazmak isterdim. Öykünün henüz girişinde yeni bir kopuş yaşayıp alakasız sözcüklere akacağımdan kuşkum yok. En güzel yaptığım şeyi yapıp boş bırakayım geri kalan sayfaları o beni daha iyi anlatır.

Tam burada susayım da kendi soluğumun sesi yine bana kalsın.

 

Erkan K.

Şunları da beğenebilirsin

-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00